SuperTeklif'e uye ol, sen de kazan!

GEDICHTEN


05.22.08 (5:37 am)   [edit]

internetten oturdugun yerden para kazanmak istiyorsan yukaridaki linki tikla sende kazan.hemde hic para vermeden

para kazannn
01.07.08 (1:33 pm)   [edit]

Otuz BeÅŸ YaÅŸ

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düÅŸman görünüyors unuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben deÄŸilim:
Nerde o günler, o ÅŸevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben deÄŸilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız
Gökyüzün&u uml;n baÅŸka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduÄŸunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doÄŸan günün bir dert olduÄŸunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuÅŸlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
N'eylesin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.

Cahit Sıtkı Tarancı
01.07.08 (1:32 pm)   [edit]

Memleket İsterim

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeÅŸil, tarla sarı olsun;
KuÅŸların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne baÅŸta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
YaÅŸamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir ÅŸikayet ölümden olsun.

01.07.08 (1:31 pm)   [edit]

Beklenen

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar,
Ne de ÅŸeytan bir günahı,
Seni beklediÄŸim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
YokluÄŸunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

Necip Fazıl Kısakürek
01.07.08 (1:26 pm)   [edit]

Çanakkale Şehidlerine

Åžu BoÄŸaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eÅŸi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beÅŸi,

- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,

Ne hayasızca tehaÅŸÅŸüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiÄŸi vahÅŸetle "bu: bir Avrupalı"

Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiÅŸ, açılıp mahbesi, yahut kafesi!

Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beÅŸer
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahÅŸer mahÅŸer.

Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya'yla beraber bakıyorsun; Kanada!

Çehreler baÅŸka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : VahÅŸetler denk.

Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
Hani tauna da zuldür bu rezil istila...

Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,

Kustu MehmetçiÄŸin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı! hayasızcasına,

Maske yırtılmasa halâ bize affetti o yüz...
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.

Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiÅŸ ki: Eder her biri bir mülkü harab.

Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı;

Bomba ÅŸimÅŸekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göÄŸsünün üstünde o aslan neferin.

Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
O ne müthiÅŸ tipidir: Savrulur enkaaz-ı beÅŸer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.

Saçıyor zırha bürünmüÅŸ de o namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.

Veriyor yangını, durmuÅŸ da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.

Top tüfekten daha sık, gülle yaÄŸan mermiler...
Kahraman o orduyu seyret ki, bu tehdide güler!

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göÄŸsündeki kat kat iman?

Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram?
Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam.

Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
BeÅŸerin azmini tevkif edemez sun'-i beÅŸer;

Bu göÄŸüslerse Huda'nın ebedi serhaddi;
"O benim sun'-i bediim, onu çiÄŸnetme" dedi.

Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiÅŸ gerçek:
İşte çiÄŸnetmedi namusunu, çiÄŸnetmeyecek.

Åžuheda gövdesi, bir baksana, daÄŸlar, taÅŸlar...
O, rukü olmasa, dünyaya eÄŸilmez baÅŸlar,

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uÄŸruna, ya Rab, ne güneÅŸler batıyor!

Ey, bu topraklar için topraÄŸa düÅŸmüÅŸ, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı deÄŸer.

Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makber'i kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.

Herc ü merc ettiÄŸin edvara da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyetler eder istiab.

"Bu, taşındır" diyerek Ka'be'yi diksem başına;
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsan oradan;

Sen bu avizenin altında, bürünmüÅŸ kanına;
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,

Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

Tüllenen maÄŸribi, akÅŸamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin'i,

Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuÅŸatmış, boÄŸuyorken hüsran,

O demir çemberi göÄŸsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

Sen ki, a'sara gömülsen taÅŸacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

Ey ÅŸehid oÄŸlu ÅŸehid, isteme benden makber,
Sana aÄŸuÅŸunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy
01.07.08 (1:21 pm)   [edit]

Yurumek

Yurumek;
yurumeyenleri
arkanda bos sokaklar gibi birakarak,
havalari boydan boya yarip ikiye
bir mavzer gozu gibi
karanligin gozune bakarak
yurumek!..

Yurumek;
dost omuzbaÅŸlarini
omuzlarinin yaninda duyup,
kelleni orta yere
yuregini yumruklarinin icine koyup
yurumek!..

Yurumek;
yolunda pusuya yattiklarini,
arkadan celme attiklarini
bilerek
yurumek...

Yurumek;
yurekten
gulerekten
yurumek...

Nazim Hikmet Ran
12.27.07 (1:53 am)   [edit]

Dünyanın En Tuhaf Mahluku

Nazım Hikmet 

Akrep gibisin kardeÅŸim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeÅŸim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeÅŸim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüÅŸ bir yanardaÄŸ aÄŸzı gibi korkunçsun, kardeÅŸim.
Bir deÄŸil,
    & nbsp;   &n bsp;    beÅŸ deÄŸil,
    & nbsp;   &n bsp;   &nb sp;   &nbs p;     ;  yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeÅŸim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta maÄŸrur, koÅŸarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani ÅŸu derya içre olup
    & nbsp;   &n bsp;   &nb sp;   &nbs p;     ;  deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
    & nbsp;   &n bsp;   &nb sp;   &nbs p;     ;  senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eÄŸer
ve hâlâ ÅŸarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
    & nbsp;   &n bsp;   &nb sp;   &nbs p;     ;  kabahat senin,
    & nbsp;   &n bsp;   &nb sp;   &nbs p;     ;         & nbsp; — demeÄŸe de dilim varmıyor ama —
    & nbsp;   &n bsp;   &nb sp;   &nbs p;     ;  kabahatın çoÄŸu senin, canım kardeÅŸim!

Nazım Hikmet Ran

12.23.07 (11:09 pm)   [edit]

Büyük Sevdalar

Son zamanların
En büyük sevdalarını,
Yaşıyorum ben.

Sokaklara indim
Kapı kapı.. dolaştım
Acıların sevdaların
Girmediği ev aradım
Bulamadım.!
Kendimi DaÄŸlara vurdum
Ferhatı gördüm.
KoÅŸtum çöllere
Dolaşırken Mecnundan
Keremi sordum..

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben.

Ay'a..Yıldızlara gittim
Şirin'i,Aslı'yı,Leyla' yı sordum
Kor AteÅŸler içinde
Yanan yürekleri
GüneÅŸte gördüm..

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben..

En çok bahar kokulu
Kadınları sevdim.!
BuÄŸulu gözlü kadınları
Bir baÅŸka sevdim..
Beni yakan her güzeli
Aslı,Şirin,Leyla sandım.!

Son zamanların
En büyük Sevdalarını
Yaşıyorum ben..

Ozanlara,ÅŸairlere
Eli kalem tutan kimi.
Gördüysem..
Acının ilacını sordum.!
AteÅŸ yaÄŸmurundan
KavrulmuÅŸ gözlerinde
Kendi yansımamı gördüm..

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben..

Dağa,taşa,karıncaya
Yaşayan her varlığa
Aşık oldum..!
Çılgınlar gibi sevdim
Büyük aÅŸklar,ihanetler yaÅŸadım.!

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben..
2005/Adana
 

Melih Baki

 
12.23.07 (11:05 pm)   [edit]

Memleketim

Kuzeyde toros dağları Güneyde mavi sularıyla akdeniz Doğudan batıya uzanmış..! Tarih kokan bir şehir Burası Adana..Çukurova Memleketim benim.. Bu topraklarda doğdum..büyüdüm. Bu şehirde sevdim..sevildim. Kızgın yaz güneşi, Temmuz,ağustos aylarında Ateş gibi yakar ovayı. Kimisi tarlalara koşar.. Kimisi sıcaktan sahillere..yaylalara kaçar.. Sessiz bir kente dönüşür.. Adeta Şehir.. Burası adana,çukurovam Memleketim benim.. Batı yanı yitik diye Acı çekse de Taşköprü Çukurova'nın altında bir tarih yatar. Bir yandan tüm zamanlara inat..! Tumluda,yılankalede,topr akkalede Tarih ayağa kalkar.. Ovaya hayat veren İkiz kardeş gibi, Bir yandan seyhan Öbür yandan ceyhan akar. Portakal limon bahçeleri Bahar da mis gibi kokar.. Burası adana..çukurovam Memleketim benim.. 2005-Adana
12.23.07 (11:04 pm)   [edit]

Agla Yuregim

Akşam olur Bir başıma kalınca Bu yerde... Özlemin Ateş olur..! Dokunduğun her yerde Kıvılcımlar saçar Özlem ateşin Yangınlara döner... İçimde Yıkılmaz sandığım Dağlar erir Ormanlar bir bir yanar. Eğil başım Sen.. Öne eğil.... Bunca yıldız varken Gece neden karanlık olur Sevdiğim..... Kaybetmeyince İnsan Bilmezmiş Elindeki nimetin kıymetini. Ağla yüreğim kendi haline Sen Şimdi ağla.. Kasım-2005/ Adana (Ağla Yüreğim Dağlar da Ağlar..şiir kitabı..karahan yay.2005.adana) Melih Baki
10.24.07 (11:43 pm)   [edit]

Lavinia

Sana gitme demeyeceÄŸim.
ÜÅŸüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceÄŸim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceÄŸim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.
10.24.07 (11:42 pm)   [edit]

YaÅŸamak

Biliyorum, kolay deÄŸil yaÅŸamak,
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
Åžöyle bir fırsat bulup yarım gün,
Yan gelebilmek Çamlıca tepesine...
-Bin türlü mavi akar BoÄŸaz'dan-
Her ÅŸeyi unutabilmek maviler içinde.


Biliyorum, kolay deÄŸil yaÅŸamak;
Ama iÅŸte
Bir ölünün hala yatağı sıcak,
Birinin saati iÅŸliyor kolunda.
YaÅŸamak kolay deÄŸil ya kardeÅŸler,
Ölmek de deÄŸil;

Kolay deÄŸil bu dünyadan ayrılmak
10.24.07 (11:42 pm)   [edit]

İstanbul'u Düşünüyorum

 Ä°stanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, aÄŸaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
KuÅŸlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
AÄŸlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhanelerıyle bir yalı;
DinmiÅŸ lodosların uÄŸultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geciyor kaldırımdan;
Küfürler, ÅŸarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir ÅŸey düÅŸüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuÅŸ çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.

10.24.07 (11:41 pm)   [edit]

Anlatamıyorum

AÄŸlasam sesimi duyar misiniz,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaÅŸlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim ÅŸarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduÄŸunu
Bu derde düÅŸmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her ÅŸeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
10.24.07 (11:41 pm)   [edit]

Anlatamıyorum

AÄŸlasam sesimi duyar misiniz,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaÅŸlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim ÅŸarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduÄŸunu
Bu derde düÅŸmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her ÅŸeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
10.24.07 (11:40 pm)   [edit]

Anlatamıyorum

AÄŸlasam sesimi duyar misiniz,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaÅŸlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim ÅŸarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduÄŸunu
Bu derde düÅŸmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her ÅŸeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
10.24.07 (11:40 pm)   [edit]

Yalnızlık Macerası

 Öyle yalnız kaldım ki hayatımda
Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum
Çok zaman annemin dizlerine hasret
Koydum başımı kendi dizlerime
Doya doya ağladım
Paylaşırsa dost paylaşırmış
İnsanın derdini sevincini
Dost ümidiyle ortalığa düÅŸmeye gör
Hangi kapıyı çalsan kimseler yok
Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar
Aşık mı olmadım taparcasına
Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben
Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi
Ferhat gibi gürz mü sallamadım daÄŸlara
Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin
O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum
Sabahları sokaÄŸa çıkmadan evvel
Cesaret ÅŸairim, cesaret
Kendi saçlarımı okÅŸuyorum geceleri
Sevgilimin saçları niyetine.

10.24.07 (11:39 pm)   [edit]

Kara Sevda

Bir kere sevdaya tutulmaya gör;
Ateşlere yandığının resmidir.
Aşık dediğin, Mecnun misali kor;
Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

Dünya bir yana, o hayal bir yana;
Bir meÅŸaledir pervaneyim ona.
Altında bir omur done dolana
Ağladığım yer penceresi midir?

Bir köÅŸeye mahzun çekilen için,
Yemekten içmekten kesilen için,
Sensiz uykuyu haram bilen için,
Ayrılık olumun diğer ismidir
10.24.07 (11:37 pm)   [edit]

Bu Rüzgar

bu rüzgar her vakit böyle esmeyecek
gökte bulut,suda yelken,dalda çiçek
bir gün ,bir gün var ki günden güne gerçek
çatır çatır servi , çıtır çıtır böcek
çek ciÄŸerlerine bir nefes daha çek
bu rüzgar her vakit böyle esmeyecek
10.24.07 (11:35 pm)   [edit]

Åžehitname

Vakit gece,
Sana bu mektubu
Ocak’ın on birinde,
24:00 / 01:00 nöbetinde,
Adını bile bilmediğim
Karlı dağların birinde,
“ Su uyur düÅŸman uyumaz “ sessizliÄŸinde
Uzun ve yorgun
Ve bitmek bilmez bir soÄŸuÄŸun
Ve şimdi yalnız olduğum siperden yazıyorum ağabey..

AskerliÄŸimin kırkıncı gününde
YüreÄŸime sığmayan özlem var içimde
Bu hasret acısı
DaÄŸlara ve sonra taÅŸlara deÄŸseydi
Toz olup un gibi ufalanırdı,
Bu hasret sancısı aleme değseydi eğer
Kıyamet şimdiden kopardı,
Giderken, arkamdan sadece bakakalan
Kart postal rengindeki
Yarime selam söyleyin benden,
DönüÅŸü olmayan bir gidiÅŸi
Yüklendim omuzlarıma
Dönmezsem eÄŸer
Kadere isyankarlığınız olmasın
Her insan biraz kaderin mahkumu,
Sizden daha çok merhamet eden Allah var
“Madem O var her ÅŸey var”
Elem yok, korku yok, endiÅŸe yok
İsyan hiç yok..

Çeyrek asırlık çocukluk yaÅŸadım
Hepsini geride bıraktım gelirken..
Gelip asker oldum, adamdan saydılar,
Bak asker olmuÅŸ demedi kimseler
Adam olmuÅŸ dediler..

Takvimlerde adı yok bu mevsimin
Bahar deÄŸil, kış deÄŸil, hazan deÄŸil bu gün,
Bu kaçıncı yangındır yükseliyor göklerime
Gözyaşı döküyorum yaÅŸananlar silinsin diye..

Beyaz kefenini boynuna dolamış bu dağlarda
Geceler daha da uzar
DönüÅŸüm yokuÅŸ olur
Hüzündü enseme konan ÅŸimdi
Ve efkarlığımı katmerleÅŸtir Hakk’a olan borcum,
Ve tekrar tekrar bu uÄŸurda baÅŸ vermeyi dilerim,


Sıladan uzaklık gelip çarpar suratıma bazen
YetimliÄŸim bir taraftan
Anama hasretliÄŸim
Diğer tarafımdan kuşatır beni,
El açıp dua etmeyi annemden öÄŸrendim oysa
Sabrı babamdan
Gözü karalığı sen öÄŸrettin bana aÄŸabey..

Vakit gece,
Sana bu mektubu
Ocak’ın on birinde,
24:00 / 01:00 nöbetinde,
Adını bile bilmediğim
Karlı dağların birinde,
“ Su uyur düÅŸman uyumaz “ sessizliÄŸinde
Uzun ve yorgun
Ve bitmek bilmez bir soÄŸuÄŸun
Ve şimdi yalnız olduğum siperden yazıyorum ağabey..
Duayı annemden, sabrı babamdan
Gözü karalığı senden öÄŸrendim aÄŸabey..
SerzeniÅŸ yok
Huzur var bir namlunun ucunda aÄŸabey,
En güzel tarafı da
ÖldüÄŸün&u uml; bilmemektir ÅŸehadet.

10.24.07 (11:35 pm)   [edit]

Şehitler Ölmez

Ey benim umudum hasretim
Sevdiğim can yoldaşım.
Canıma can olan vatanı vatan yapan,
Bizi biz yapan ÅŸehit kardeÅŸim

Dün uÄŸurlamıştım davullu zurnalı
En büyük asker bizim asker diye
Elleri kınalı gözleri sürmeli,bir damat edasıyla
Dün gibiydi çekip gidiÅŸin.

Oysa daha dün acemi birliÄŸine yollamış gibiydim seni.

Şimdi usta oldun.beklesin seni şırnak beklesin,gabar dağları beklesin
Cudi daÄŸları,görsü n pkk denen illet,mehmetciÄŸin yüreÄŸini

Bugün bir mektubunu daha aldım.
Ayaklarına kına yakmışsın.üç ay botları çıkarmadım diyorsun.
Oysa hergün duÅŸ alırdın,kadir inanır gibi dolaşır,kuaförden çıkmazdın.
Åžimdi saç sakal bir birine karıştı diyorsun.ve bununla gurur duyuyorsun.

Bugün bayram sabahı demiÅŸsin,sizsiz geçen ikinci bayram.
Cüzdanından annenin,babanmın ve benim resmimi çıkarıp kayaların üzerine asmışsın.
Ve teker teker bayramlaşmışsın.
Mektubundaki gözyaÅŸlarından belli,yine aÄŸlamışsın.

Dün bir mektubun daha geldi.bir ÅŸehit daha verdik demiÅŸsin.
Burada herÅŸey çok acımasız diyorsun,bedenimi titretip sanki beni eritiyorsun.
GönderdiÄŸin resimde acı acı gülüyor,seni çok özledim diyorsun.

Bugün onbeÅŸ gün oldu.ne bir mektup ne bir telefon geldi.
Gece rüyamda gördüm seni,bana geliyordun kınalı ellerinde çiçeklerle
Ama yoksun ÅŸimdi.Birden kayboldun gittin.
Gelmeyeceksin biliyorum.Ama inan ben seni çok ama çok özlüyorum.

Televizyon seyretmiyorum biliyormusun,canım yanıyor.
Yine ÅŸehit verdik diyoruz,ne kadar kolay söylüyoruz.
Birgün geleceksin,yine gözlerime bakıp
Åžehitler ölmez,vatan bölünmez diyeceksin,diyeceksin...


10.24.07 (11:34 pm)   [edit]

Şehitler Ölmez

Sen bilirmisin evlat acısının,
Ne olduÄŸunu.
Sen bilirmisin tomurcuk gülün,
Açmadan solduÄŸunu.
AteÅŸ düÅŸtüÄŸü yeri yakar,
Tarife ne gerek.
Son mektubunda diyordu oÄŸlum,
Sen üzülme ana .
Åžehitler ölmez,
EÄŸer dönmezsem,
Vatan saÄŸ olsun.

Kahpe bir kurÅŸun,
Onu aldı benden.
Ben ona kıyamazdım,
Onu severken.
Davulla , zurnayla,
DüÄŸün ederken,
Åžimdi diyor mektubunda,
Ana aÄŸlama,
EÄŸer ÅŸehit olursam.
Vatan saÄŸ olsun,
Bizi arkadan vuran.
DüÅŸman kahrolsun.

10.24.07 (11:34 pm)   [edit]

Åžehit Verdim

 Başı saÄŸolsun gönül gözümün,
Sebebi belirdi artık siyah hüznümün,
Åžimdi zamanı durmuÅŸ kalan ömrümün,
Åžehit verdim yarınını kör bir kurÅŸuna...

Ne hayaller ne ümitler can verdi aÅŸka,
Ne çiseler ne yaÄŸmurlar boÅŸaldı ardında,
Yazık ki eremeden bir kez murada,
Åžehit verdim dünlerimi kör bir kurÅŸuna...

Söndü feri gözümün birdaha görmez,
Ne feryadım ne ağıdım geri getirmez,
Birtek resmi hatıra,o da güldürmez,
Åžehit verdim tebessümü kör bir kurÅŸuna...

Yalanmış boşaymış hayat işte ıspatı,
Ne güneÅŸ,ne heves ne de inancım kaldı,
Bir ufuktaki kızıllık...O da karardı,
Åžehit verdim aydınlığı kör bir kurÅŸuna...

Şimdi meyler arkadaş kadehler sırdaşım,
Mutluluktan miyadım dolmuş derdi kucaklamışım,
Yolum neresi yönüm ne bilmeden kalakalmışım,
Åžehit verdim hedefimi kör bir kurÅŸuna...

Yalnızlığa sığınıp isyan edercesine,
Üst baÅŸ paramparça gönül lime lime,
Takılı kalır herbir feryat tükenir herbir hece,
Åžehit verdim gözyaşımı kör bir kurÅŸuna...

Hırsına yenik düÅŸtü bir sevda daha,
Neye deva pişmanlık artık neye fayda,
Sineme vura vura dağlarcasına,
Åžehit verdim sevdiÄŸimi kör bir kurÅŸuna...

10.24.07 (11:33 pm)   [edit]

Åžehit Vasiyeti

Gene hangi dua’yı okudun anne,
VurulduÄŸum yerde güneÅŸ açtı
Yine mi ağlıyorsun anne,
Cennetime yağmur yağdı

Üzülme anne aÄŸlama, sırtımdan yedim kurÅŸunu kalbimden deÄŸil.
Öylece duruyor hayallerim, vatanım ÅŸerefsizlere yar deÄŸil.

İzin günümde be anam.
Yârime mektup yazdım o gün.
Kınalı ellerinin kokusunu özledim demiÅŸ,
Bir kalp çizip içine de ÅŸafağımı yazmıştım.

BirliÄŸe döndüÄŸümd e erkenden yatmış,
Gece beni bir üç nöbetine uyandırmaya gelen çavuÅŸla
Rüyamda seni gördüÄŸüm ve beni uyandırdığı için tartışmıştım.

Sıkı giyin oğlum, hasta olma sakın ve paran varmı diye soruyordun
Bende her zamanki gibi var anne diyordum, var.
Hiç olmadı be anam, hiç olmadı
Nasıl isterdim, ardımda bir yar birde ana bırakmıştım.

SaÄŸ olsun tertibim cemil memleketinden tütün getirmiÅŸ, sigarasız kalmıyorduk.

O gece birlikte gittik nöbete.
Yolda bana "Sanki bu gece bir şeyler olacak" der gibi bakıyordu
Ama yiÄŸitti söylemiyordu.
Nöbeti devraldığımızda garip bir sızı çöktü benimde içime.
Sanki terli terli su içiyor, seni üzüyordum be anam, öyle bir ÅŸeydi iÅŸte.

Nasıl oldu anlamadım!
Cemil " yere yat " dediÄŸinde çoktan yerde bulmuÅŸtum kendimi.
Anlamadım vurulduğumu, sıcacık bir şey hissettim sırtımda
Terliyordum, sanki yaz gelmiÅŸ öÄŸlen sıcağı çökmüÅŸt ü tepeme.

Dudaklarım kurudu birden
Cemil " dayan " diyordu, ama ağlıyordu
GözyaÅŸları yüzüme damladığında verdim son nefesimi.

İşte o an sana ilk ihanetimi ettim anne.
Önce atalarım, sonra yârim canlandı birden gözümde.
HoÅŸ gör be anam, kızma. Bende baba olacaktım
Daha adını bile koymamıştık oğlumuzun, iki ay vardı doğmasına.

Bilmiyorum duyuyor musunuz sesimizi
Korkmayın, ağlamayın, gurur duyun.
Vasiyetimizdir.
Öyle evlatlar yetiÅŸtirin ki, adları Mehmet, soyadları Åžehit olsun.


10.24.07 (11:33 pm)   [edit]

Şehit Öğretmen Yasemin Tekin’in Son Sözleri

Önce, barış güvercinleri,aÄŸladÄ ±
Kanat çırptı, sessiz
Beni bir alaca ÅŸafakta vurdular
Kanım,yıldızlara doğru aktı
Işık,ışık

Åžimdi gökyüzünde yim
Ölmedim,ölmeyec eÄŸimi,anlayın
Yere,kazsanızda toprağımı
Ben sizin yüreÄŸinizdeyim
Sizinle,beraberim

Zafer türküleri söylerim
Sabah, akÅŸam
Gülümser, çocuklarım
Ben YASEMİN TEKİN
Åžehit öÄŸretmen.
Ne umutlar ne sevgiler büyüttüm
YüreÄŸimde,sizin,i&c cedil;in
Everest,kadar
Beni bir alaca ÅŸafakta vurdular..
Akmadı, kanım

Bir bayrak örttünüz üstüme
Al bir bayrak
Al, yıldızlı
Onun gölgesinde
Sessiz, sakin, rahat uyurum
Ağıtlar,yaktınız,beni m için
Bu yeter mi bana
Ben YASEMİN TEKİN

Kara gecelerden
Ak GüneÅŸler doÄŸdurdum
Işık,ışık, yıldız,yıldız
Çiçekler,b& uuml;yüttüm
Güller büyüttüm
Gönlümce
Al, mor, turuncu
Işıklar saçtım,güneÅ Ÿimle
Sevgiyi, bilgiyi bölüÅŸtüm
Ninniler söyledim
Barışa,kardeşliğe
Ben YASEMİN TEKİN

Åžehit öÄŸretmen
Umut sevgi bayrağını.
Size bıraktım, giderken
Karanlığa, ışık olur
Aydınlatır, insanları
Ne olur.
Kardeş, kardeşi vurmasın
Ağlamasın analar
Çocuklar, öksüz kalmasın
İstiyorum.

Solmasın, o güzelim çiçekler
Ben YASEMİN TEKİN
Selam hepinize
Bitlis’ten, AÄŸrı’dan,İstanbu l’dan
Åžehitler ölmez, vatan bölünmez
Yinede,yüreÄŸim,sizi n için çarpıyor
Ölsem de ne çıkar
Beni bir alaca ÅŸafakta vurdular
Eşimden ,yavrumdan ayırdılar
Yıldızlara doğru aktı kanım
Ama ölmedim,hala, yaşıyorum
Gülümsüyor um ,hepinize
Gülümsüyor um
Meleklerle, beraber
Åžimdi gökyüzünde yim.


Büyük ÅŸehidimiz YASEMİN TEKİN in kıymetli eÅŸi ve kızına Allah’tan rahmet diliyorum.Onun yüce adı verilen bir okulda öÄŸretmenlik yapmaktan onur ve gurur duyuyorum...

Saygılarımla
- OCAKBEY
Åžehit ÖÄŸretmen Yasemin Tekin İlköÄŸretim Okulu özel eÄŸitim sınıf öÄŸretmeni.