Akrep gibisin kardeÅŸim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeÅŸim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeÅŸim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüÅŸ bir yanardaÄŸ aÄŸzı gibi korkunçsun, kardeÅŸim.
Bir deÄŸil,
& nbsp; &n bsp; beÅŸ deÄŸil,
& nbsp; &n bsp; &nb sp; &nbs p;   ; yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeÅŸim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta maÄŸrur, koÅŸarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani ÅŸu derya içre olup
& nbsp; &n bsp; &nb sp; &nbs p;   ; deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
& nbsp; &n bsp; &nb sp; &nbs p;   ; senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eÄŸer
ve hâlâ ÅŸarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
& nbsp; &n bsp; &nb sp; &nbs p;   ; kabahat senin,
& nbsp; &n bsp; &nb sp; &nbs p;   ; & nbsp; — demeÄŸe de dilim varmıyor ama —
& nbsp; &n bsp; &nb sp; &nbs p;   ; kabahatın çoÄŸu senin, canım kardeÅŸim!
Nazım Hikmet Ran
| Son zamanların En büyük sevdalarını, Yaşıyorum ben. Sokaklara indim Kapı kapı.. dolaÅŸtım Acıların sevdaların GirmediÄŸi ev aradım Bulamadım.! Kendimi DaÄŸlara vurdum Ferhatı gördüm. KoÅŸtum çöllere Dolaşırken Mecnundan Keremi sordum.. Son zamanların En büyük sevdalarını Yaşıyorum ben. Ay'a..Yıldızlara gittim Åžirin'i,Aslı'yı,Leyla' yı sordum Kor AteÅŸler içinde Yanan yürekleri GüneÅŸte gördüm.. Son zamanların En büyük sevdalarını Yaşıyorum ben.. En çok bahar kokulu Kadınları sevdim.! BuÄŸulu gözlü kadınları Bir baÅŸka sevdim.. Beni yakan her güzeli Aslı,Åžirin,Leyla sandım.! Son zamanların En büyük Sevdalarını Yaşıyorum ben.. Ozanlara,ÅŸairlere Eli kalem tutan kimi. Gördüysem.. Acının ilacını sordum.! AteÅŸ yaÄŸmurundan KavrulmuÅŸ gözlerinde Kendi yansımamı gördüm.. Son zamanların En büyük sevdalarını Yaşıyorum ben.. DaÄŸa,taÅŸa,karıncaya YaÅŸayan her varlığa Aşık oldum..! Çılgınlar gibi sevdim Büyük aÅŸklar,ihanetler yaÅŸadım.! Son zamanların En büyük sevdalarını Yaşıyorum ben.. 2005/Adana |
Melih Baki |
| İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Önce hafiften bir rüzgar esiyor; YavaÅŸ yavaÅŸ sallanıyor Yapraklar, aÄŸaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; KuÅŸlar geçiyor, derken; Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık. AÄŸlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya deÄŸiyor ayakları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl MahmutpaÅŸa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski alemlerin sarhoÅŸluÄŸu LoÅŸ kayıkhanelerıyle bir yalı; DinmiÅŸ lodosların uÄŸultusu içinde İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir yosma geciyor kaldırımdan; Küfürler, ÅŸarkılar, türküler, laf atmalar. Bir ÅŸey düÅŸüyor elinden yere; Bir gül olmalı; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir kuÅŸ çırpınıyor eteklerinde; Alnın sıcak mı, deÄŸil mi, biliyorum; Dudakların ıslak mı, deÄŸil mi, biliyorum; Beyaz bir ay doÄŸuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruÅŸundan anlıyorum; İstanbul'u dinliyorum. | ||
| Öyle yalnız kaldım ki hayatımda Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum Çok zaman annemin dizlerine hasret Koydum başımı kendi dizlerime Doya doya aÄŸladım Paylaşırsa dost paylaşırmış İnsanın derdini sevincini Dost ümidiyle ortalığa düÅŸmeye gör Hangi kapıyı çalsan kimseler yok Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar Aşık mı olmadım taparcasına Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi Ferhat gibi gürz mü sallamadım daÄŸlara Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Åžirin O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum Sabahları sokaÄŸa çıkmadan evvel Cesaret ÅŸairim, cesaret Kendi saçlarımı okÅŸuyorum geceleri Sevgilimin saçları niyetine. | ||
| Vakit gece, Sana bu mektubu Ocak’ın on birinde, 24:00 / 01:00 nöbetinde, Adını bile bilmediÄŸim Karlı daÄŸların birinde, “ Su uyur düÅŸman uyumaz “ sessizliÄŸinde Uzun ve yorgun Ve bitmek bilmez bir soÄŸuÄŸun Ve ÅŸimdi yalnız olduÄŸum siperden yazıyorum aÄŸabey.. AskerliÄŸimin kırkıncı gününde YüreÄŸime sığmayan özlem var içimde Bu hasret acısı DaÄŸlara ve sonra taÅŸlara deÄŸseydi Toz olup un gibi ufalanırdı, Bu hasret sancısı aleme deÄŸseydi eÄŸer Kıyamet ÅŸimdiden kopardı, Giderken, arkamdan sadece bakakalan Kart postal rengindeki Yarime selam söyleyin benden, DönüÅŸü olmayan bir gidiÅŸi Yüklendim omuzlarıma Dönmezsem eÄŸer Kadere isyankarlığınız olmasın Her insan biraz kaderin mahkumu, Sizden daha çok merhamet eden Allah var “Madem O var her ÅŸey var” Elem yok, korku yok, endiÅŸe yok İsyan hiç yok.. Çeyrek asırlık çocukluk yaÅŸadım Hepsini geride bıraktım gelirken.. Gelip asker oldum, adamdan saydılar, Bak asker olmuÅŸ demedi kimseler Adam olmuÅŸ dediler.. Takvimlerde adı yok bu mevsimin Bahar deÄŸil, kış deÄŸil, hazan deÄŸil bu gün, Bu kaçıncı yangındır yükseliyor göklerime Gözyaşı döküyorum yaÅŸananlar silinsin diye.. Beyaz kefenini boynuna dolamış bu daÄŸlarda Geceler daha da uzar DönüÅŸüm yokuÅŸ olur Hüzündü enseme konan ÅŸimdi Ve efkarlığımı katmerleÅŸtir Hakk’a olan borcum, Ve tekrar tekrar bu uÄŸurda baÅŸ vermeyi dilerim, Sıladan uzaklık gelip çarpar suratıma bazen YetimliÄŸim bir taraftan Anama hasretliÄŸim DiÄŸer tarafımdan kuÅŸatır beni, El açıp dua etmeyi annemden öÄŸrendim oysa Sabrı babamdan Gözü karalığı sen öÄŸrettin bana aÄŸabey.. Vakit gece, Sana bu mektubu Ocak’ın on birinde, 24:00 / 01:00 nöbetinde, Adını bile bilmediÄŸim Karlı daÄŸların birinde, “ Su uyur düÅŸman uyumaz “ sessizliÄŸinde Uzun ve yorgun Ve bitmek bilmez bir soÄŸuÄŸun Ve ÅŸimdi yalnız olduÄŸum siperden yazıyorum aÄŸabey.. Duayı annemden, sabrı babamdan Gözü karalığı senden öÄŸrendim aÄŸabey.. SerzeniÅŸ yok Huzur var bir namlunun ucunda aÄŸabey, En güzel tarafı da ÖldüÄŸün&u uml; bilmemektir ÅŸehadet. | ||
| Ey benim umudum hasretim SevdiÄŸim can yoldaşım. Canıma can olan vatanı vatan yapan, Bizi biz yapan ÅŸehit kardeÅŸim Dün uÄŸurlamıştım davullu zurnalı En büyük asker bizim asker diye Elleri kınalı gözleri sürmeli,bir damat edasıyla Dün gibiydi çekip gidiÅŸin. Oysa daha dün acemi birliÄŸine yollamış gibiydim seni. Åžimdi usta oldun.beklesin seni şırnak beklesin,gabar daÄŸları beklesin Cudi daÄŸları,görsü n pkk denen illet,mehmetciÄŸin yüreÄŸini Bugün bir mektubunu daha aldım. Ayaklarına kına yakmışsın.üç ay botları çıkarmadım diyorsun. Oysa hergün duÅŸ alırdın,kadir inanır gibi dolaşır,kuaförden çıkmazdın. Åžimdi saç sakal bir birine karıştı diyorsun.ve bununla gurur duyuyorsun. Bugün bayram sabahı demiÅŸsin,sizsiz geçen ikinci bayram. Cüzdanından annenin,babanmın ve benim resmimi çıkarıp kayaların üzerine asmışsın. Ve teker teker bayramlaÅŸmışsın. Mektubundaki gözyaÅŸlarından belli,yine aÄŸlamışsın. Dün bir mektubun daha geldi.bir ÅŸehit daha verdik demiÅŸsin. Burada herÅŸey çok acımasız diyorsun,bedenimi titretip sanki beni eritiyorsun. GönderdiÄŸin resimde acı acı gülüyor,seni çok özledim diyorsun. Bugün onbeÅŸ gün oldu.ne bir mektup ne bir telefon geldi. Gece rüyamda gördüm seni,bana geliyordun kınalı ellerinde çiçeklerle Ama yoksun ÅŸimdi.Birden kayboldun gittin. Gelmeyeceksin biliyorum.Ama inan ben seni çok ama çok özlüyorum. Televizyon seyretmiyorum biliyormusun,canım yanıyor. Yine ÅŸehit verdik diyoruz,ne kadar kolay söylüyoruz. Birgün geleceksin,yine gözlerime bakıp Åžehitler ölmez,vatan bölünmez diyeceksin,diyeceksin... | ||
| Sen bilirmisin evlat acısının, Ne olduÄŸunu. Sen bilirmisin tomurcuk gülün, Açmadan solduÄŸunu. AteÅŸ düÅŸtüÄŸü yeri yakar, Tarife ne gerek. Son mektubunda diyordu oÄŸlum, Sen üzülme ana . Åžehitler ölmez, EÄŸer dönmezsem, Vatan saÄŸ olsun. Kahpe bir kurÅŸun, Onu aldı benden. Ben ona kıyamazdım, Onu severken. Davulla , zurnayla, DüÄŸün ederken, Åžimdi diyor mektubunda, Ana aÄŸlama, EÄŸer ÅŸehit olursam. Vatan saÄŸ olsun, Bizi arkadan vuran. DüÅŸman kahrolsun. | ||
| Başı saÄŸolsun gönül gözümün, Sebebi belirdi artık siyah hüznümün, Åžimdi zamanı durmuÅŸ kalan ömrümün, Åžehit verdim yarınını kör bir kurÅŸuna... Ne hayaller ne ümitler can verdi aÅŸka, Ne çiseler ne yaÄŸmurlar boÅŸaldı ardında, Yazık ki eremeden bir kez murada, Åžehit verdim dünlerimi kör bir kurÅŸuna... Söndü feri gözümün birdaha görmez, Ne feryadım ne ağıdım geri getirmez, Birtek resmi hatıra,o da güldürmez, Åžehit verdim tebessümü kör bir kurÅŸuna... Yalanmış boÅŸaymış hayat iÅŸte ıspatı, Ne güneÅŸ,ne heves ne de inancım kaldı, Bir ufuktaki kızıllık...O da karardı, Åžehit verdim aydınlığı kör bir kurÅŸuna... Åžimdi meyler arkadaÅŸ kadehler sırdaşım, Mutluluktan miyadım dolmuÅŸ derdi kucaklamışım, Yolum neresi yönüm ne bilmeden kalakalmışım, Åžehit verdim hedefimi kör bir kurÅŸuna... Yalnızlığa sığınıp isyan edercesine, Üst baÅŸ paramparça gönül lime lime, Takılı kalır herbir feryat tükenir herbir hece, Åžehit verdim gözyaşımı kör bir kurÅŸuna... Hırsına yenik düÅŸtü bir sevda daha, Neye deva piÅŸmanlık artık neye fayda, Sineme vura vura daÄŸlarcasına, Åžehit verdim sevdiÄŸimi kör bir kurÅŸuna... | ||
| Gene hangi dua’yı okudun anne, VurulduÄŸum yerde güneÅŸ açtı Yine mi aÄŸlıyorsun anne, Cennetime yaÄŸmur yaÄŸdı Üzülme anne aÄŸlama, sırtımdan yedim kurÅŸunu kalbimden deÄŸil. Öylece duruyor hayallerim, vatanım ÅŸerefsizlere yar deÄŸil. İzin günümde be anam. Yârime mektup yazdım o gün. Kınalı ellerinin kokusunu özledim demiÅŸ, Bir kalp çizip içine de ÅŸafağımı yazmıştım. BirliÄŸe döndüÄŸümd e erkenden yatmış, Gece beni bir üç nöbetine uyandırmaya gelen çavuÅŸla Rüyamda seni gördüÄŸüm ve beni uyandırdığı için tartışmıştım. Sıkı giyin oÄŸlum, hasta olma sakın ve paran varmı diye soruyordun Bende her zamanki gibi var anne diyordum, var. Hiç olmadı be anam, hiç olmadı Nasıl isterdim, ardımda bir yar birde ana bırakmıştım. SaÄŸ olsun tertibim cemil memleketinden tütün getirmiÅŸ, sigarasız kalmıyorduk. O gece birlikte gittik nöbete. Yolda bana "Sanki bu gece bir ÅŸeyler olacak" der gibi bakıyordu Ama yiÄŸitti söylemiyordu. Nöbeti devraldığımızda garip bir sızı çöktü benimde içime. Sanki terli terli su içiyor, seni üzüyordum be anam, öyle bir ÅŸeydi iÅŸte. Nasıl oldu anlamadım! Cemil " yere yat " dediÄŸinde çoktan yerde bulmuÅŸtum kendimi. Anlamadım vurulduÄŸumu, sıcacık bir ÅŸey hissettim sırtımda Terliyordum, sanki yaz gelmiÅŸ öÄŸlen sıcağı çökmüÅŸt ü tepeme. Dudaklarım kurudu birden Cemil " dayan " diyordu, ama aÄŸlıyordu GözyaÅŸları yüzüme damladığında verdim son nefesimi. İşte o an sana ilk ihanetimi ettim anne. Önce atalarım, sonra yârim canlandı birden gözümde. HoÅŸ gör be anam, kızma. Bende baba olacaktım Daha adını bile koymamıştık oÄŸlumuzun, iki ay vardı doÄŸmasına. Bilmiyorum duyuyor musunuz sesimizi Korkmayın, aÄŸlamayın, gurur duyun. Vasiyetimizdir. Öyle evlatlar yetiÅŸtirin ki, adları Mehmet, soyadları Åžehit olsun. | ||